Özel Arama

Sac dökülmesinin nedenleri

29/5/2008 -Kategori: Sagligimiz

İsrailli bilim adamları, kelliğe yol açan temel faktörübelirledi. Journal of Investigative Dermatology dergisine göre,İsrail Teknoloji Enstitüsü bilim adamları, gelecekteuygulanabilecek bir terapiyle, vücudun savunma sisteminiharekete geçirerek saç dökülmesini önleyebileceklerini açıkladı.
Kafa derisinde bir veya daha fazla küçük yuvarlak ve yumuşakkelliklerin meydana gelmesiyle başlayan hastalığa etkili birtedavi uygulanamadığı ve hastalığın vücuttaki bütün kıllarınyok olmasına neden olduğu belirtiliyor. Hastalığın, vücuttakibeyaz hücrelerin, deride saç büyümesini sağlayan hücrelerinbulunduğu küçük keseciklere saldırmasıyla başladığıbiliniyor.

Araştırmacılar, insandan aldıkları hastalıklı deri parçasını,bağışıklık sistemi yok edilmiş farelere aşıladı. Bu şekildefarelerin bağışıklık sisteminin dokuyu reddetmesi önlendive hastalıklı deride tekrar saç büyümesinin başladığı gözlendi.

Daha sonra insan T hücrelerini, saça renk veren hücrelerden alınanprotein parçalarıyla karıştırarak farelere enjekte edenuzmanlar, hastalıklı deride saç dökülmesinin tekrar başladığınısaptadı.

Bilim adamları, protein parçalarının antijen gibi davranarakbağışıklık sistemini saldırıya geçirdiğini düşünüyor.Şimdiye kadar sadece steroitle tedavi yoluna gidilen hastalığıntamamen iyileştirilemediğini belirten uzmanlar, steroitin yanetkisinin de bulunduğuna işaret ediyor.


Saç dökülmesi herkesin sorunu

Kadınların yüzde 40'ı, erkeklerin ise yaklaşık yüzde 50'siyaşamlarının bir bölümünde saç dökülmesi sorunu yaşıyorlar.

Ankara Üniversitesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim ÜyesiProf.Dr. Cengizhan Erdem, kadın ve erkeklerde saç dökülmelerininen sık rastlanan nedeninin, androjen (erkeklik) hormonları, yaşve genetik özellikler sonucu ortaya çıkan (Androgenetik) saçdökülmeleri olduğuna dikkati çekti.

"Kadınların yüzde 40'ı, erkeklerin ise yaklaşık yüzde50'si, yaşamlarının bir bölümünde bu tür saç dökülmesiile karşı karşıya kalırlar" diyen Prof. Dr. CengizhanErdem, 40-50 yaşları arasında her 10 erkekten 4'ünde belirginbir saç kaybı bulunduğunu, androgenetik saç dökülmesinin 10'lu,20'li ya da 30'lu yaşlarda da başlayabildiğini kaydetti.

Kadınlarda ve erkeklerde saç kaybının farklı şekillerdeortaya çıkabileceğine dikkati çeken Prof. Dr. Erdem,erkeklerde alın köşeleri ve tepe bölgelerinde saç dökülmesigörülürken, kadınlarda tepe bölgesinde kısmi bir saç dökülmesiile karşılaşıldığını belirtti.


Saç dökülmesinin tedavisi

Prof. Dr. Erdem, erkeklerde saç dökülmesinin tedavisinde çeşitlilosyonlar, ilaçlar kullanıldığını ifade ederek, şöylekonuştu: "Kullandığımız ilaçlar, saç dökülmesiniyavaşlatarak hastaların önemli bölümünde saçların gürleşmesineyol açmaktadır. İlaçlar, kıl köklerinde aktif erkeklikhormonu oluşumunu engellemektedir. Kadınlardaki saç dökülmesindede bir solüsyon kullanılmaktadır."

Türkiye'de çok çeşitli saç tedavi şekilleri uygulandığınıvurgulayan Prof. Dr. Erdem, tıbbi olmayan bu yöntemlerin büyükbölümünün para kaybına yol açtığını ve etkili olmadığınısöyledi. Prof. Dr. Cengizhan Erdem, saç ekimine de değinerek,özellikle saçlı derinin ön bölümünde saç dökülmesi olanerkek ve kadınların bu yöntemden yararlanabildiğini, saçlıderinin arka bölümündeki sağlıklı kıl köklerinin alınaraksaçların dökük olduğu bölgelere ekildiğini bildirdi.


Doğal yöntemlerle saçlarınızı canlandırın

Sıcak Yağ Tedavisi

Kurumuş ve yıpranmış saçları en iyi canlandırma yöntemizeytinyağı tedavisidir. Saçlarınıza parlaklık vermek vebeslemek için 2 çorba kaşığı zeytinyağını ısıtın.Bunu yavaş yavaş tüm saç derinize yedirin. Sıcak suda ıslattığınızbir havluyu sıktıktan sonra bir türban gibi başınıza sarın.Havlu soğurken bu işlemi iki veya üç defa tekrarlayarak, başınyağı iyice emmesini sağlayın. Sonra saçlarınızı yıkayarak,iyice durulayın. Bu bakım türü, özellikle çabuk kırılansaçlar için çok yararlıdır.

Hintyağı Tedavisi

Yarım çay fincanı hintyağını ısıttıktan sonra başderinizi ovarak saçınızın yağı emmesini sağlayın. Yavaşyavaş tarayacağınız saçlarınızı kaynar suya batırırıpsıktığınız havluyla sarın. Bu işlemi yaptıktan sonra yarımsaat kadar bekleyip şampuanla yıkayın. Bu tedavi, fazla ince,çabuk kırılan, kuru saçlara iyi gelir.

Zeytinyağı ve Bal Tedavisi

Yarım çay fincanı yeşil zeytinyağıyla bir çay fincanı süzmebalı karıştırın. Bu sıvıyı iyice sallayıp çalkalayınve bir kaç gün dinlenmeye bırakın. Daha sonra bu karışımıbaş derisinize ovarak ve tarayarak yedirin. Ancak bu işlemiyaparken tarağın dişlerinin baş derinize batmamasına özen gösterin.Başınıza bir naylon torba geçirerek, başın sıcaklığınımuhafaza etmeyi sağlayın. Karışımı başınızda yarım saatbeklettikten sonra, saçlarınızı bol suyla durulayın. Bu işlem,koyu renk saçların ışıltılı bir hal alıp parlamasını sağlar.

Protein Tedavisi

Yumurta ile yapılacak protein tedavisi hemen hemen her tür saçiçin uygundur. İki yumurtayı çırpın ve içine yavaş yavaşbir çorba kaşığı zeytinyağı, bir çorba kaşığıgliserin, bir çorba kaşığı sirke (mümkünse elma sirkesi)ilave edin. Saçınızı bir kez şampuanladıktan sonra saçlarınızabu karışımı sürüp 15-20 dakika bekleyin. Saçlarınızıiyice duruladıktan sonra saçlarınızın çok kısa süredecanlandığını fark edeceksiniz.


Kakao Yağı Tedavisi

Koyu renk saçlı kişilerin uygulayabileceği bir başka bakımyöntemi ise aşağıda anlatılan bu karışımdır. İçinde sukaynayan genişçe bir tencerenin içine daha küçük bir kabıoturtun. Yarım çay fincanı ayçiçeği yağını, 1 çorba kaşığıkakao yağını, 1 çorba kaşığı susuz lanolini bu ikinci kabıniçinde eritin. Bütün bu yağlar eriyince, kabı kaynar suyun içindenalın ve karışımı iyice çırpın. Bu karışımdan 1 çorbakaşığı kadarını alarak buna 1 çorba kaşığı su katın,iyice karıştırın. Bu sıvıyı ovarak başınıza sürün vebu durumda 15 dakika ile yarım saat arasında bekleyin. Ardındansaçınızı yıkayıp durulayın. Bu tedavi koyu renk saçlarayeni bir canlılık ve parlaklık verir.

Mayonez Tedavisi

Kuru saçların en büyük ihtiyacı saç derisinin tıkanmışolmasından dolayı kaynaklanan yağ eksikliğidir. Bu açığıgidermek için mayonez tedavisi uzmanlar tarafından önerilenbir bakım türüdür. Bir yumurtayı, 1 çorba kaşığısirkeyi, 2 çorba kaşığı bitkisel yağı, işe koyulmadanhemen önce karıştırarak çırpın. Bu karışımı başderinize ovarak iyice içirin. Ardından saçlarınızıtarayarak bütün karışımın saçlarınıza eşit yayılmasınısağlayın. 15 dakika böyle bekledikten sonra saçlarınızı yıkayarakdurulayın. Bu tedavi baş derisine nem kazandırılmasına yardımeder, kuru saçın yağla beslenmesini sağlar.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Mide yanması,ekşimesi

29/5/2008 -Kategori: Sagligimiz

Mide yanması 20 ile 50 yaş arasında birçok insanda görülen çok yaygın bir rahatsızlık. Midede yanma hissi yemekten önce, yemek sırasında ya da yemekten 2-3 saat sonra hissediliyor. Besinler, sindirim işlevinin bir gereği olarak midede ilk değişikliklere uğrayarak bağırsaklara gönderilmek için hazırlanıyor. Mide bu işlevi yerine getirirken iç yüzeyini kaplayan zarın altındaki salgı hücrelerini, besinlerin gerekli değişimini sağlamak üzere uyarıyor. Bu sırada oluşan bir dengesizlik, aşırı asit ortamına ve midenin kendini koruyamamasına yol açarak yanma hissine neden oluyor.

Büyüklerimiz midede yanma hissi duydukları zaman hemen bir lokma ekmek içi çiğnermiş. Ekmek içinin değil ama ağıza birşey atmanın doğru bir yöntem olduğunu belirten günümüz doktorları da az ama sık yemeyi öneriyorlar. Öğünleri küçülterek sık sık yemenin şikayetleri azaltacağını söylüyorlar.

Yemeğe daha fazla zaman ayırın. Ayaküstü değil, sofrada oturarak yiyin. Acele yemek mide işlevine zarar veriyor. Kendinize daha fazla zaman ayırıp yemek yemeyi bir zorunluluk değil de bir keyif anına dönüştürün.

Ağzınıza küçük lokmalar almak midenin sindirim için gerekli salgıları daha kolay üretmesine yardımcı olur. Lokmaları uzun uzun çiğneyin. Bu, midenizde şişkinlik ve ağırlık hissetmemenizi sağlar.

Sofradan tıkabasa doymadan kalkın. Mide boş bir torba olduğu için yemek yerken çiğnediğimiz besinler buraya ulaştıkça mide sürekli genişler. Eğer kemerinizi çok sıkmışsanız yanma hissi duymanız çok doğal. İçi dolu bir plastik torbayı düşünün. Tam ortasından bir ipi kemer gibi sıkıca bağlayın. Torba sağa ya da sola çekecek ya da aşağıya doğru sarkacaktır. Mide de aynı böyle... Bu nedenle ölçülü miktarda yemek yiyin.

Akşam öğününden hemen sonra damak kaçamakları yapmayın. Aksi takdirde mide gece boyunca çalışıp yorulur. Akşam yemeği ile uyku arası en az üç saat olmalı. Yani yemek yedikten en az 3 saat sonra yatın. Gece yatarken sağ yana dönerek yatmayın. Besinin mideye girişi sağ taraftan gerçekleştiği için yedikleriniz yeterince hazmedilemeyip mide borusunda yanma hissi oluşabilir.

Yemek yedikten sonra yere eğilmeniz gerekiyorsa dizlerinizi bükerek eğilin. Aksi takdirde mide işlevini gerektiği gibi yapamaz.

Yiyecek ve içeceklerin çok sıcak ya da soğuk olması mide sıvısına zarar verebilir. Bu nedenle yiyecek ve içeceklerin ılık olmasına özen gösterin.

Sigaradan uzak durun.

Yemekten sonra uzanmayın. Unutmayın, mide sıvısı yatay pozisyonu sevmez ve yanma hissi mide borusu yoluyla ağzınıza kadar gelebilir.

Bunlardan Uzak Durun

Hazmı kolay olmayan kızartmaları ve yağlı yiyecekleri sofranızdan uzaklaştırın. Ağır yağlı, fazla kremalı ya da soslu besinleri yemeyin. Çikolata, içerdiği yüksek dozdaki yağ ve kafein nedeniyle hassas mideye zarar vererek yanma hissine yol açıyor. Sütlü çikolata, daha az yağ içeren bitter çikolataya oranla daha tehlikeli olduğundan çikolata sevenler genelde sütsüz olanını tercih etmeli.

Kafeinli içecekler mide için çok zararlı. Kahve, çay ve kola gibi içecekler hassas mideyi yorar. Eğer mide yanmasından şikayet ediyorsanız ve kahve içmeden duramıyorsanız kafeinsiz kahveyi tercih edin.

Gazozlu içecekler ve asitli meyve sularını dikkatli için. Domates veya portakal suyu asitli olduğu için mide yanmasını şiddetlendirebilir. Bu nedenle sulandırarak ve balla tatlandırarak için.

Et suyu ile hazırlanmış çorbalardan uzak durun. Diğer çorbaları ise çok sıcak içmeyin. Ilınmasını bekleyin.

Alkol midedeki yanma hissini artırır. Hele mide boşken alkol kesinlikle almayın.

Çiğ soğan ve çiğ meyve de mide asidini artıran etkenlerdendir.

Şeker yemeyi seviyorsanız naneli olanları seçmeyin.

Mide ağrılarınıza son verecek sağlıklı ve dost besinlerle yemek yemenin keyfini çıkartabilirsiniz...

Karnabahar : Haşlanmış karnabahar, mideyi asit saldırılarından koruyarak tüm sorunları giderebilir. İçeriğinde bulunan gefarnato maddesi ülser ilacının hammadesi olarak kullanılıyor.

Lahana : Lahanayı çiğ olarak yemeyi tercih edin. İnce şeritler halinde doğrayıp salata yapın. Meyve presinde lahananın suyunu sıkıp aynı miktarda elma suyu ile karıştırın ve için. Lahana, ülser ve gastrit ilacı olarak biliniyor. Dörtte bir lahanayı yıkayıp kalın şeritler halinde doğrayın. 1 kerevizi soyup doğrayın. 1 havucu temizleyip dilimleyin. Lahana, kereviz ve havucu katı meyve presinde sıkıp sabah akşam suyunu için.

Patates : Çiğ patates suyu mide yanmasının doğal ilacıdır. Patatesi soyup katı meyve presinde suyunu sıkın. Su,havuç suyu ya da kereviz suyu ile karıştırıp için.

Elma sirkesi : Salatalarda ya da mezelerde elma sirkesi kullanın.

Maden suyu : Mide asidinin büyük bir bölümünü etkisiz hale getiriyor.

Ispanak : Ispanağı buharda pişirin ya da haşlayarak tüketin. Taze yapraklarını salata olarak yiyin.

Zeytinyağı : Çiğ olarak kullanıldığında besinlerin midede kalma süresini azaltıyor ve yağların sindirimi için safra salgısını artırıyor.

Baklagil : Fasulye, bezelye ve mercimekte bulunan bioflavionid maddesi, midenin koruma faktörünü artırıyor.

Muz : Mideyi seven meyvelerin başında geliyor. Ara öğünlerde birer muz yemek, midedeki yanma hissini ortadan kaldırabilir. Muz, mide enzimleri ve hücrelerinin üretimini de artırıyor.

Kızarmış ekmek : Midenin salgıladığı aşırı asidi kurutarak yanma hissini gideriyor.

Meyankökü : Güçlü bir mide koruyucusu.Yapılan son araştırmalara göre midedeki aşırı asitlenmeyi azaltıyor.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Panik atak icin 10 etkili çözüm

28/5/2008 -Kategori: Sagligimiz

1. Sizi kaygılandıran endişelendiren durumları tespit edip onları bir deftere not alın.
2. Hemen her gün yaşadığınız fiziksel belirtileri hastalığınızla mücadele için ayırdığınız deftere not alın. Örneğin; kaç defa çarpıntı yaşadınız veya kaç defa nefesinizi kontrol edemediniz. Bu aldığınız notlar size hastalığınızın seyri hakkında bilgi verecektir ve günün hangi saatlerinde veya hangi durumlarda nöbetler yaşadığınızı gösterecektir.
3. Düzenli beslenip düzenli uyumak için kendinize bir yaşam programı yapın ve bu programın oluşturulması ve uygulanmasında yakınlarınızdan destek isteyin.
4. Düzenli olarak ormanlık alanlara gidin ve piknik vb şeylerle uğraşın.
5. Düzenli olarak spor yapın ve vücudunuzu kuvvetlendirin.
6. Yoga, meditasyon türünde kitaplar alın ve onlardaki egzersizleri yapın, imkanınız varsa mutlaka bu tür eğitimler veren uzmanlara başvurun ve çalışmalarınızı onlarla yürütün.
7. Hastalığınız hakkında bilgi sahibi olun ve yakınlarınızın da bu konuda bilgilenmesini sağlayın.
8. Psikoloji alanında hizmet veren bir uzmanla düzenli aralıklarla görüşün, eğer buna dönük maddi bir imkanınız yoksa bu durumda yakınlarınızdan objektif düşünebilen ve sır tutan birisiyle sohbetler edin, ancak çok özel bilgilerinizi vermeyin ve bilimsel bir yardım beklemeyin çünkü karşınızdaki bir uzman değil, ayrıca bu sohbetin sizi iyileştirmesini beklemeyin, sadece sizi rahatlatacaktır.
9. Yaşadığınız nöbet anında delirmek, ölmek gibi düşüncelerin gerçekleşmeyeceğini kendinize izah edin, çünkü bu hastalık nedeniyle yaşanan bu şekilde bir bulgu yoktur. Bu düşünceler zihninizin ürettiği olumsuzluklardır.
10. Gece yatmadan önce mutlaka gün içinde başarılı olduğunuz şeyleri düşünün. Başarılı olmayı bilen bir insanın birçok sorunu aşabilecek donanıma sahip olduğunu unutmayın. Hiçlik duygusu yaşadığınız takdirde bu egzersizi geçmiş yıllara dönük olarak gerçekleştirin, geçmişteki başarılı olduğunuz ve önemsendiğiniz durumları hatırlayın.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Panik atak ve çözümleri

28/5/2008 -Kategori: Sagligimiz

Yoğun korku ve huzursuzluk durumunun olduğu, aniden başlayıp, rahatsızlığın en geç 10 dakika içinde en üst düzeye ulaştığı ve 13 adet vücutsal ve düşüncesel belirtiden, en az 4 unun varolduğu bir kaygı nöbetidir. Bu 13 belirti şunlardan oluşmaktadır:

1- çarpıntı,kalp hızında artış,kalp seslerini duyuyor gibi hissetme
2- terleme
3- titreme ve ya sarsılma hissi
4- boğulma ya da nefes alamama, nefesinin yetmediği hisleri
5- tıkanma ,soluğun kesilmesi hisleri
6- göğüste ağrı veya göğüste bir rahatsızlık hissi
7- bulantı ya da karında ağrı ya da karında bir rahatsızlık hissi
8- bas dönmesi, dengesizlik , basta sersemlik hissi ,bayılma hissi ,yere düşecek gibi olma
9- çevreyi olduğundan farklı ,sanki gerçek değil gibi hissetme ya da kendini çevredekilerden ayrılmış,olağandışı ,farklı bir şekilde algılama hali
10- kontrolünü kaybetme, delireceğini düşünme seklinde bir korku
11- o anda ,kalp krizi geçireceği ya da öleceği korkusu
12- uyuşma, hissizlik,yanma, karıncalanma hisleri
13- üşüme, ürperme ,soğuk ya da sıcak basmaları, basından aşağı kaynar su dökülmüş veya hamama girmiş gibi olma

Panik atak hangi bozukluklarda görülebilir ?
Panik bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, sosyal fobi ve diğer fobiler, saplantı-zorlantı bozukluğu, madde kullanımına ya da vücutsal bir hastalığa bağlı kaygı bozukluklarında görülebilir.

Bir panik atak sebepsiz olarak aniden başlayabileceği gibi, belli bazı durum ya da ortamlarla ilişkili de olabilir. Örnek olarak korkulan bir hayvan (örümcek, kedi,köpek,fare,yılan görmek gibi), kalabalık bir ortamda bir faaliyet (konuşma, yemek yeme gibi) bir durumu takiben de başlayabilir.

Panik bozukluğu :
Yukarıda belirtilmiş olan panik ataklarının aniden,beklenmedik zamanlarda ve tekrarlayarak oluşması ve en az 1 ay sureyle bu atakların tekrarlayacağı yönünde sürekli bir kaygı, atağın sonunda olabileceğini düşündüğü şeyler (ölmek, delirmek, kalp krizi geçirmek seklinde ) ile ilgili kaygı duyma ya da bu ataklarla ilgili olarak bazı davranışlarında değişiklikler yapma seklindeki bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık başka bir madde kullanımı ya da başka bir vücut ya da psikiyatrik bir rahatsızlığa bağlı değildir.

Agorafobi:
Panik bozukluğu agorafobili ya da agorafobisiz olabilmektedir. Agorafobi sözcüğü eski Yunanca dan köken almaktadır. Agora pazar yeri, toplantı yeri ,geniş meydan anlamına ,fobi ise korku anlamına gelmektedir. Kişi yalnız kalmaktan, kaçmanın ,o ortamdan uzaklaşmanın kolay olmayacağı ya da her hangi bir rahatsızlık hissetme anında yardim alamayacağı topluma acık yerlerde olmaktan korku duymaktadır.

Bu kişilerde gördüğümüz bazı ortak özellikler arasında, tek başına dışarıya çıkamama ve yanlarına başka bir kişiyi de alma , kalabalık caddelerden geçememe,kalabalık mağaza,marketlere girememe, kapalı ortamlar (tünel, köprü ve asansörler gibi) ve kapalı araçlar (metro,otobüs, uçak gibi) dan kaçınma sayılabilir. İleri aşamalarda kişiler evlerinden çıkmayı reddedip, çevrelerindekileri de kendileri gibi evde tutmaya zorlayabilirler. Sosyal ilişkiler bozulup, boşanmalara yol açabilir.

Panik Bozukluğu , Toplum ve Tedavi
Toplumda hastalığın hayat boyu görülme yaygınlığı % 1.5-3 arasında değişmekte olup, hastaların ¾ ‘unu kadınlar oluşturmaktadır. Kadınlarda % 2.1 ,erkeklerde % 0.6 oranında görülmektedir. Kişilerin 1/10′u hayatları boyunca en az bir kez panik atak geçirmekte ve bunların yaklaşık olarak 1/6’si panik bozukluğa dönüşmektedir.

Panik bozukluğunun oluşumunda gelişimsel ve çevresel faktörler:
Çocuklukta yaşanan “seperasyon (çocukluk döneminde anne-baba sevgisinin kaybı,yaptıklarının anne ve babanın kalıpları ile uygunluk göstermemesi halinde terkedilecegi korkusu) anksiyetesi”nin panik bozukluk ve agorafobi ile ilişkisi olduğu iddia edilmektedir. Panik bozukluğu hastaları ailelerinin “kendilerine düşük derecede bakim verdikleri ancak çok fazla koruyucu olduklarını” söylemektedirler. Boşanma, olum sebebiyle daha çocukken anne-babadan ayrılma yaşantıları olanlarda da panik atakları fazla görülmektedir.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Vücut gelistirme hareketleri (Body building)

17/5/2008 -Kategori: Sagligimiz

Yaz ayları yaklaşırken body biz erkeklerin bir anda gözde ilgi alanlarından biri oluveriyor. Yaz aylarına doğru spor salonları dolmaya başlıyor. Buyrun size hareketli görüntülerle hangi hareketin nasıl yapıldığı ve nereleri geliştirdiği bilgisi.

Ayrıntılı bilgi isterseniz elimden geldiğince yardımcı olurum.

————–—————-Göğüs——————————
——————————Omuz—-————————–
————–—————-Sırt Kanat—–————————-
—————————Ön Kol—-————————–
—————————Arka Kol—–————————-
———–——————-Bilek—————————
———–——————-Karın - Mide—————————
———–——————-Bel——–———————-
——————————Bacak—-————————–
———–——————-Ön Bacak—————————
——————————Arka Bacak—————————-
——————————Kalf—–————————-

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

evcil hayvanlar, hastalıklari ve beslenmeleri

evcil hayvanlar hakkında hersey

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

. Designed by In Obscuro