Özel Arama

Hayalet balıgının özellikleri

21/5/2008 -Kategori: Baliklar

1- Yumurtlarlar.
2- Yumuşak su isterler pH: 6.5 civarı.
3- Isı 28 altına düşmemeli.
4- Suda akıntı olmaması lazım.
5- Az ışık olması lazım.
6- Bitkiler ve kütüklerden oluşan tanklarda daha rahat ederler.
7- Bu balık kendinden küçük balıkları çarpar. Bir tür elektirikli yayın balığıdır. Doğada 1,5 metreye ulaşır. Kendinden ufak balıkları felce uğratır ve yer. Genelde yutar ama yutamayacağı boyda ise gözünü falan yutar. Bu yüzden neon lepistes gibi balıkların yanına koymayın. Büyük olsa bile discus bile yanına koymayın.Çünkü hayaletler rahat edemezler.
8- Ani, ısı, pH vb. değişikliklerde ani ölüm yaşar. Hiç beklemediğiniz derecede sağlıklıyken ölebilirler.
9- Kepçe yerine poşet tarzı şeylerin yardımı ile yakalayın. Kepçe ile yakalanması sırasında kuyruğu kırılabilir. Ve dengesini bozulabilir.
10- Hayalet bir amazon balığıdır.Sürü halinde tek tür yaşarlarsa daha iyi olur.

<****** type="text/**********">

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Japon balıkları hangi yemleri yerler

21/5/2008 -Kategori: Baliklar

Japon Balıklarının Beslenmesi
Japon balıkları diğer torpikal balıklardan farklı beslenme ihtiyaçlarına sahiptirler. Tropikal balıklar genellikle protein öncelikli beslenirler. Fakat japon balıkları proteinden ziyade karbonhidratlara ihtiyaç duyarlar. Bu nedenledir ki bir çok yem üreticisi tropikal balıklar için üretilmiş yemlerin yanında ayrıca japon balıkları içinde yem üretirler. Bir çok kişi bunun bir pazarlama stratejisi olduğunu düşünsede bu bir gerçektir. Japon balığı için üretilen yemlerde karbonhidratların bolca bulunması gerekmektedir. Tabi bazı firmalar bunu bir pazarlama stratejisi olarak kullanıyor. Bu firmaları ayırdedebilmek için de biraz bilinçli tüketiciler olmamız şart.

Japon balıklarının sindirim sistemleri diğer balık türlerine göre farklılık gösterir. Tropikal balıklarda mide memelilerdeki gibi belirginken japon balıklarında neredeyse bağırsak ile aynıdır. Bu nedenle çabuk sindirilebilir gıdalara ihtiyaç duyarlar. Ayrıca bu farklılık nedeniyle diğer balıklardan daha fazla zamanlarını besin arayarak geçirmek zorundadırlar. Buda onların sürekli olarak hareket halinde olmalarına neden olur. Midenin bu yapısı nedeniyle japon balıkları yüksek enerji değerine sahip gıdaları ön plana çıkarıyor.

Yukarıdaki duruma ek olarak japon balıklarının fazla proteinden yararlanamaması da ayrı bir durumdur. Fazla protein vücutta yağa dönüşerek balıkta yağlanmaya neden olur. Her ne kadar dışardan bakıldığında balık büyüyor gibi görünsede aslında balık gün geçtikçe yağ deposuna dönüşüyor ve ölüme yaklaşıyordur.

Yukarıdaki sebeplerden dolayı japon balıklarına düşük proteinli ve yüksek karbonhidratlı yemler vermek gerekiyor. Bu sakın tek tip yemleme öneriliyor gibi algılanmasın. Japon balıkları için üretilmiş yüksek karbonhidratlı yemler dışında, spiriluna içerikli yemler, ve su piresi, gammarus gibi canlı yemlerden oluşan geniş bir menüde beslemek gerekmektedir. Canlıyem ile beslemeyi haftada 2 den fazla yapmak iyi değildir. Ayrıca haftada veya 15 günde bir balıkları 1 günlüğüne aç bırakmak sindirimleri için faydalı olacaktır. Bunlara ek olarak ıspanak, havuç, bezelye gibi sebzelerle hazırlanacak ev karışımlarından da vermekte fayda vardır. Hatta bu karışımlara biraz sarımsak suyu ekleyerek balıkların iç parazitlere yakalanma şansını da azaltmış oluruz.

Bir diğer noktada balıkların ihtiyaç duyacakları yem miktarıdır. Japon balıkları serin su balıkları olduğundan bir çok kişi akvaryumlarına ısıtıcı takmazlar. Bu nedenle yılın değişik dönemlerinde su sıcaklıkları farklılık gösterir. Su ısısı düştükçe japon balıklarının yem ihtiyacı azalacağından bu dönemlerde az yemleme  yapmak gerekmektedir. Yine aynı şekilde su ısısı yükseldiğinda balıkların metabolizmaları hızlanacağı ve yem ihtiyaçları artacağından dolayı yemlemeyi arttırmak gerekecektir. Bu da bir çok akvaryumsever için ayarlanması zor bir dengedir. Bu nedenle akvaryum ısısı bir ısıtıcı yardımıyla 21-24 derece aralarında bir değerde sabitlenmelidir.  Böylece sıcaklık farklarından oluşacak beslenme sorunları ortadan kalkacaktır.

Eğer balık yüksek karbonhidratlı besinlerle beslenmezse bir çok vücut fonksiyonu bozulmaya başlar. Öncelikle aşırı yaplanma balığın karaciğerini zorlar. Bu balığı halsizleştirir. Ayrıca beslenme bozuklukları balığın renginde değişikliklere de neden olmaktadır. Balığın rengide solma, parlaklığın gitmesi, balığın üzerinde beyaz veya siyah lekeler oluşması gibi renk bozuklukları sıklıkla beslenme sorunlarından kaynaklanmaktadır. Tabi bu renk bozulmaları başlı başına beslenme bozukluğuna işaret etmez. Özellikle siyah veya beyaz lekelenmeler güneş ışığı görmeyen akvaryumlardaki balıklarda da görülebilir. Bu noktada balığın davranışlarına bakmakta fayda vardır. Davranışlarında bir halsizlik, rahatsızlık veya yavaşlama gözleniyorsa öncelikle yemleme düzenine ve yem içeriğine bakmak gerekir.

Beslenmeden kaynaklanan en büyük sorunların balık vücudunun içinde oluştuğu düşünüldüğünde bunların ne kadar zor farkedileceği ve bazende farkedilemeyeceği ortaya çıkar. Bu nedenledir ki balıklar için yem alırken öncelikli olarak yem içeriğine göz atmak çok önemlidir.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Akvaryum suyunun özellikleri

14/5/2008 -Kategori: Baliklar

 Su, akvaryumda yaşayan bütün canlılarla devamlı karşılıklı ilişki içinde olduğundan onların yaşam sürecine doğrudan doğruya etki eder. Suyun yapısında olacak değişiklikler balıkların uygun ortam şartlarının sınırlarını aştığında toplu ölümlere sebep olabilir. Aynı şekilde akvaryumdaki balıklar ile bitkiler ve bunların organik artıkları, akvaryum içine konan malzemeler, hatta balıkları beslemede kullandığımız fazla miktardaki tüketilmeyen yem artıkları ve uzaklaştırılmayan ölü balıklar da sürekli olarak akvaryum suyunun özelliklerini değiştirir. Akvaryum suyunun özelliklerinin değişmesi demek biraz öncede bahsettiğimiz gibi akvaryumdaki balık ve bitkilerin yaşan koşullarının değişmesi demektir ki bu onlar için en büyük tehlikelerden biridir. Bizim için soluduğumuz hava ne anlama geliyorsa balıklar için de su aynı anlama gelir. Bu sebeple suyun kalitesinin sürekli olarak kontrol altında tutulması gerekir. Ancak bu demek değildir ki suyu temiz tutmak için sık sık suyu değiştirmeliyiz. Bir çok amatör akvaryum meraklısın yaptığı gibi suyu sık sık değiştirmek balıklara zarar verir.

Suyun Ph� ı (Suyun Asiditesi): Balıklar için en uygun pH değeri, balığın türüne göre değişmekle birlikte bir genelleme yaparsak 5 ile 8 arasındadır. Narin balıklar için; 6,0-7,6 yumurtlayan balıklar için; 6,4-7,0 canlı doğuran türler içinse; 7,0-7,6 arasındaki pH değerleri bu genelleme içine alınabilir. Yumurta gelişimi için en uygun pH aralığı 6,6-7,0 dır. Narin bitkiler için; 7,0-7,4 kuvvetli bitkiler içinse 7,6-8,0 arasındaki pH uygundur. Akvaryumdaki suyun pH ı sık sık değişir. Bu, özellikle suyun orjinine ve biyolojik yapısına bağlıdır. Ayrıca çok bitkili akvaryumlarda kuvvetli Güneş ışığı da suyun pH değerini hızla yükseltir. Amatör akvaryumcular için suyun pH değerini 7,0-7,4 aralığında tutmaları ve her 15 günde bir suyun pH kontrolünü yapmaları önerilir. Yumurtlama kaplarında ise bu kontrolün sıklığı çok daha fazla olmalıdır.

Suyun Sertliği: Balık üretiminde pH ile birlikte en önemli faktörlerden biriside suyun sertliğidir. Uygun değerler yine balıktan balığa değişmektedir. Özellikle üretimi zor olan balıklar için memba suları kullanılabilir.

Oksijen: Dışarıdan hava taşlarıyla veya filtreden çıkan hava kabarcıklarıyla suya oksijen sağlanabileceği gibi yeşil bitkilerin asimilasyonları sonucu ve hava ile temas eden su yüzeyinden de suya oksijen girişi olur. Su yüzeyi geniş ve içinde az balık ve hiç canlı bitki bulunmayan akvaryumlarda havalandırma yapılmasa bile havadan giren oksijen yeterli olur. Oksijen azlığı veya fazlalığı durumlarının balıklardaki etkilerine balık hastalıkları bölümünde değinilmiştir.

Amonyak: Su içinde balıkların dışkısı, idrarı, sümüksü salgı maddeleri ya da çürüyen yem artıklarıyla suya verilen azot bileşikleri bakteriler tarafından parçalanarak amonyağa dönüştürülür ve amonyakta çok kuvvetli bir zehir etkisi gösterir. Amonyak sadece yüksek pH değerlerinde zararlıdır. Düşük pH değerlerinde amonyum halinde bulunacağından zararsızdır. Bundan korunmak için mutlaka akvaryumda sık sık Ph kontrolü yapmamız gerekir.

Akvaryumun Su İle Doldurulması: Yukarıda anlattığımız noktalara uygun olacak şekilde akvaryuma koyacağımız suyu balıkları almadan daha önce temin edip dinlendirmemiz gerekir. Bu esnada havalandırmada yapabiliriz. Akvaryumu doldururken de mümkün olduğunca suyu bulandırmamalıyız. Daha sonra havalandırma ve ısıtıcıyı çalıştırarak suyu birkaç gün daha dinlendirmeliyiz. Balıkları ancak daha sonra �Akvaryumun Balık İle Donatımı ve Bakımı� konusunda anlattığımız şartlara uyarak akvaryuma koyabiliriz.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Akvaryum filtrasyonu

14/5/2008 -Kategori: Baliklar

 Akvaryumda biriken yabancı maddeleri temizlemek, suyun sertliğini azaltmak, tedavi yada başka amaçlarla akvaryuma verilen maddeleri uzaklaştırmak, sudaki biyolojik dengeyi kurmak v.b. nedenlerle akvaryum suyunun filtrelenmesi gerekir.  Bunun için çok değişik filtre tipleri kullanılır.


        Çalışma prensipleri akvaryum ve filtre içindeki su seviyelerinin eşit olması zorunluluğuna dayanmasıdır. Hava ile birlikte filtre içindeki temizlenmiş su, üstten akvaryuma verilir. Akvaryuma su girince su seviyesi artacağından filtreye doğru bir akıntı başlar. Filtre içindeki süzgeçten geçen su temizlenerek tekrar akvaryuma verilir.


        Akvaryumdaki filtrelerin belli aralıklarla temizlenmesi gereklidir. Piyasada en çok satılanı süngerli içi filtrelerdir. Bunların süngerleri 3-4 günde bir temiz su kullanılarak iyice yıkanmalıdır. Deterjan kullanmak, bu deterjanların kalıntısı süngerde kaldığı takdirde balıklar için zararlıdır. Sık sık akvaryum suyunu değiştirmek yerine filtrenin temizliğinin yapılması önerilir.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Akvaryumun havalandırılması

14/5/2008 -Kategori: Baliklar

 Bitkili bir akvaryumda balık sayısı çok fazla değilse akvaryumun dışarıdan havalandırılmasına çok gerek kalmayabilir.  Çünkü akvaryum içindeki bitkiler ve balıklar arasında oksijen ve karbondioksit alışverişi açısından bir denge vardır. Gündüz bitkiler sudaki karbondioksiti alarak suya oksijen verirler. Balıklarda sudaki bu oksijeni alıp suya solunum sonucunda çıkan karbondioksiti verirler. Ancak bitkiler geceleri metabolizmaları gereği oksijen tüketmeye başlarlar. Buna karşın geceleri balıkların karanlıkta çok daha az hareket etmeleri sebebiyle oksijen tüketimleri azalır be bitkilerin kullandığı oksijen buradan karşılanabilir. Ama içinde çok fazla balık bulunan akvaryumlarda ve özelliklede üretim yapılıyorsa mutlaka havalandırmanın yapılması gereklidir.

      Su sıcaklığı arttıkça oksijenin sudaki çözünürlüğü ters orantılı olarak azalır. Bu sebeple sıcak su akvaryumlarında daha fazla havalandırmaya gerek duyulur. Sudaki oksijen miktarının yeterli olup olmadığını anlamanın en kolay yolu balıkları gözlemlemektir. Eğer balıklar sanki suya asılı gibi yüzeyde duruyor ya da bazen sudan dışarı atlayacaklarmış gibi davranıyorlarsa sudaki oksijen miktarının tükenmeye başladığının sinyalidir.

      Havalandırma ne kadar iyi yapılırsa yapılsın bazı durumlarda suda oksijen azlığı görülebilir. Bunun en büyük sebebi fazla miktarda verilen yemlerin bozulması ya da akvaryumda oluşan toplu ölümler sebebiyle balıkların çürümesinden kaynaklanması olabilir. Bu tür durumlarda sudaki mikroorganizmalar çok fazla sayıda çoğalarak sudaki oksijen seviyesini düşürebilirler.

      Hava pompalarının ucuna takılacak hava taşlarıyla, havanın su içinde çok ince kabarcıklar şeklinde ve akvaryumda çok yavaş bir su hareketi oluşturacak şekilde dağıtılması önerilir. Çok fazla oksijen verilmesinin de balıklar için zararlı olacağını unutmamalıyız. (Balık hastalıkları kısmına bakınız)

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

evcil hayvanlar, hastalıklari ve beslenmeleri

evcil hayvanlar hakkında hersey

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

. Designed by In Obscuro